<%geçiş%> ruHNüvaz

ObenO

Her göz yağmurları çağırmaz. Her gönül aşk denizine dalamaz. Su ateşi söndürür. Marifet suyla ateşi birlikte taşıyabilmektir.

BAĞLANTILARIM

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* MÜRŞİDİ KAMİL
* İslami Sorular
* Mevlana/ingilizce
* Kuran Fihristi
* Osmanlı sultanlr
* ESMAÜ'L HÜSNA
* TASAVVUF YOLU
* MEVLEVİLİK
* SESLİ KUR'AN
* R-Ü-Y-A



KATEGORİLERİM











..Bir değersiz külçe sanırsın kendini saklarken içinde koskoca alemi..

Aşkın Cenazesi Var!

 

Yıkıldı hayalim enkaza döndüm
Korktuğum başıma geldi bu akşam
Parlayan ışıktım bir anda söndüm
Umutlar mazide kaldı bu akşam

Aşıklar ağlasın
Karalar bağlasın
Aşk öldü bu akşam

Nağmelerin yerine bugün salâ sesi var
Söyleyin aşıklara aşkın cenazesi var

Yükledim sırtıma derdi elemi
Kör oldu gözlerim görmez alemi
Gönül celsesinde kırdım kalemi
Sevdamın vadesi doldu bu akşam

Aşıklar ağlasın
Karalar bağlasın
Aşk öldü bu akşam

Nağmelerin yerine bugün sala sesi var
Söyleyin aşıklara aşkın cenazesi var

 

 

Bir insanı unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı hiç? Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi, her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana, ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi sen hala bu kadar sevgili iken? Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek... çok kötü değil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu işitememek, artık sonunun ´Pi´ hali değil mi? Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, belki su an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur değil mi? Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sende biliyorsun değil mi bunları.? Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir kafe keşfettiğinde, güzel bir film seyrettiğinde, güzel bir şarkı dinlediğinde güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaşamadığın için onunla. Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada? Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi? Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün oldu mu hiç? Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanin yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç? Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine aşk şiirleri yazabildin mi? Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara feda oldun mu hiç? İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin, özlemini, susuzluğunu, açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç? Kanayan yarasını gördüğün ama merhem olamadığın zamanlar. Gücünün, hani o tanrısal gücünün bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu gördüğün zamanlar oldu mu hiç? Hiiiiiiiç.... Hiiç... hiç...


Tarih: 09:21, 13/6/2008 Kategori: SIZI
Yorum (16) | Yorum yaz | Bağlantı

git/..

Gören göze fazla söze ne hacet

Gülü tarife ne hacet,

Yare, yara açmaya yare ne hacet!

 

GİT

 

 

 

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,

Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle,

Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,

Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar.

Mademki benli hayat sana kafes kadar dar,

Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

Hadi git, benden sana dilediğince izin,

Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;

Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;

Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,

Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez,

Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez.

Her darbene tahammül edecektir bedenim,

Gururum mani olur perişanıma benim.

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?

Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,

Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

Hercai arılara meyhanedir çiçekler,

Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin,

Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,

Git Allah aşkına bir selama muhtaç et!

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksın!

Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksın!

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm!

Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum;

Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum!

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,

Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ...C.SAFİ


Tarih: 10:01, 3/6/2008 Kategori: ruHNuvaz
Yorum (17) | Yorum yaz | Bağlantı

Gündönümüdür

 

Seninle başladım, bitsin seninle...

Ve gün be gün, ben seni düşünürüm.

Sen benim herşeyimsin ey sevgili.

Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi,

Ben hep uzaklara türkü yazarım Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın

Kalemim adından başka ad yazmaz Bu kütükte başka bir ad okunmaz

Narına nuruna kurban olduğum Seven sevdiğinden asla yakınmaz

Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim

Terhis olsam gidecek bir yerim yok

Yüreğimden başka silah taşımam Bütün adresleri iptal ettim

Benim senden özge gerçek yarim yok.

Sen benim herşeyimsin ey sevgili Ben rol gereği aşık değilim

Deme bu garibin benimle işi ne.

Aşkım beni teşhir eder, Sesim içime saklanır

Aklanırsa adım, seninle aklanır.

İstersen durmadan adres değiştir,

Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni.

Ben, türkülerde tanıdım Fizan'ı, Yemen'i Anlasam ki sesim sesine değmiştir,

Bütün gemileri yakar gelirim. Bu bir taahhüttür; sına beni..

En deli rüzgarların önüne sür, bulut-bulut,

Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut. Son kurşunu kendime sıkar gelirim.

Bir et kemik torbası değilim ben,

Bir hasar raporu değil yazdığım.

Bir aşk mektubudur ey sevgili, Kızıl-kıyametten önce...

Ve görmek için bakmaya gerek yok

Her dilde güzeldir senin adın, Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca,

Yeter ki görecek göz, göz olsun.Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok

Dil hicâbından lâl olmalı seni anarken Ey benim tabibim, tacidarım

Gündönümüdür ben seni bekliyorum. C.S

 

 


Tarih: 16:00, 21/5/2008 Kategori: ruHNuvaz
Yorum (17) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->