
Kırgın ayrılmışlardı, genç adam baktığı her şeyde onun adını gül yüzünü görür oldu çok seviyordu çünkü dile kolay beş yıla yakın leyla ve mecnunu kıskandırır muhabbetleri olmuştu. Yaklaşık üç ay olmuştu birbirlerini görmeyeli, bu zaman zarfında da içinde çok tuhaf eziklikler burukluklar oluşuyordu genç adamın, bir hafta sonu şiddetli bir rüzgar esmeye başladı adeta sökülüyor dökülüyordu her yer, içi tuhaflaştı, hayır olur inşallah dedi kendi kendine, ertesi sabah işine geldi, gelir gelmez birlikte çalıştığı arkadaşına; “O burada, bu belde de yakınımda kesinlikle burada” dedi, çok geçmedi yaklaşık iki saat sonra O nun burada olduğunun, önceki gün geldiğinin ve bir gün sonra döneceğinin haberi geldi genç adama, gözlerinin içi güldü, gönlü kabardıkça kabardı sığmadı sadrına. Bir şekilde görüşmeliydi O nunla, şartlar ve zeminler oluştu ve nihayet toprak toprağına kavuştu akşam saatlerinde, iki sininde yüreği coşuyordu, her zaman yaptıkları gibi birlikte gezdikleri keyif aldıkları yerlere gittiler, huzur parkında huzur buldular, birlikte dinledikleri müzikleri dinleyip anılarını tazelediler, aynı yerde balık yediler, tüm günü birlikte yaşayıp muhabbetlerini soludular, genç bayan daha önce hiç olmadığı bir şekilde muhabbet besliyor bir başka ilgileniyordu genç adamla,
Bu durum genç adamı memnun etmişti ama O nun gözündeki zoraki mutlu olmak adına yaşamış olduğu huzursuzluğunda farkındaydı, vakit dolmuştu artık genç bayan dönmeliydi memleketine çalıştığı için işine yetişmeliydi. Çok ağrılı bir hastaya ağrı kesici verircesine bir günlük ağrısız sızısız geçirilen gün de son bulmuştu artık. Dipsiz kuyularda yuvarlanma vakti gelmişti yine, Yolcu etti Onu genç adam ve düşüncelerle karmakarışık kafayla ayrıldı otogardan, yine ses soluk kesildi günlerce hiç haber yok, aslında dile gelmeyen soruların cevaplarını tahmin etmek pek zor olmasa da sevdiğinin ağzından duymak istiyordu, sormaya cesaret edemediğinden değil duymak istediklerini duyamayacağından dolayı endişe taşıyordu sevgi dolu yüreğinde.
Aradan 15 gün geçti dayanamıyordu artık genç adam, akşam saati aradı “ben geliyorum” diye alacağı cevabı biliyordu, “sevinirim ama bu aralar biraz sorunlar var, istersen ben sana gel deyince gelirsin” yok olmazdı ısrar etti genç adam “ben geleceğim” çünkü O genç adama hiç gel dememişti sonra da demeyecekti nasıl olsa, bunun üzerine genç bayan peki gel bakalım ama seninle fazla ilgilenemez isem kızma bana, genç adamın derdi kendisiyle ilgilenilmesi değildi ki onu uzaktan da olsa 5 dakika görebilmek gül cemaline bakabilmek ve duyması gerekeni duymaktı. genç adam aynı gece bayramı bekleyen çocuklar gibi uyuyamadı. Kalbi çırpınıyordu onu görecek sevdiğinin yakınında olabilcekti, Yola çıktı ve 3 saatlik bir yolculuktan sonra yârinin beldesine vardı, doğru O nun çalıştığı yere gitti, nihayet uzaktan da olsa toprak toprağına yine kavuştu, gözler gülüyordu 4 saate yakın uzaktan uzağa seyrettiler birbirlerini, o an ikisi de aynı şeyleri düşünüyorlardı “kendi memleketlerinde hasret çekmek yabancı olmak” genç adam gözlerini alamıyordu ondan, ama ona sıkıntı verip işinden olmasını da istemiyordu. vakit yaklaşmıştı genç bayanın mesaisi dolup gitmesi gerekecekti, yavaş yavaş sıkıntı basmıştı genç adamı yine yarin dilinde bir şey duyamamıştı onunda durmasının bir anlamı yoktu, O na yük olmayacak dediği gibi genç bayanı görüp döncekti ama eksik olan bir şeyler vardı, derken genç bayan oturalım mı bir yerlerde dedi, gölzerinin içi güldü adeta "canımın ta içisin sen" diye haykırası geldi,
Tabiki gidelim oturalım, dedi genç adam, bir restoranta oturup karşılıklı yemek yediler.
Genç bayan “ e anlat bakalım” dedi
Genç adam “ ne alatayım ben seni dinlemeye geldim sen anlat” dedi
Genç bayan “ ben ne anlatayım” dedi
Genç adam “ anlatamadıklarını anlat!” dedi ve bir sessizlik hakim oldu, belli etmemeye çalışıyordu genç bayan ama kime nasıl belli etmeyecekti karşısında adeta kendisi olmuş kendisinin tüm sıfatlarına bürünmüş bir adam oturuyordu, yerinden doğruldu lavaboya gitti, geri döndüğünde başı iki ellerinin arasında bir adam buldu, adam başını doğrulttu gözlerinin içine baktı anlamıştı ipinin çekileceğini! genç bayan yerine oturur oturmaz bozdu suskunluğunu tek bir cümle ile “benim hayatımda biri var”… dedi, şimşekler çaktı, buz kesti, restoran genç adamın tepesine yıkıldı, nefesi durdu, yutkunamadı bile, 3-4 dakika sonra göz pınarlarından süzülen yaşlarla titreyen sesiyle sordu genç adam ne zamandır var? Üç aydır dedi genç bayan, yaşlar daha da artarak akmaya başladı genç adamın gözünden, genç bayan iki eliyle genç adamın yanaklarına ellerini koyup göz yaşlarını silerek ben seni çok seviyorum, sevdiğim tek insansın, seni sevdiğim gibi bir başkasını da asla sevemem bu böyle olmalı dedi, genç adam daha beter ağlamaya başladı, ağladı ağladı derin bir nefes alıp “Hay Allah” dedi kendini toparladı ve tekrar o gözlere bakarak “Allah’ım mutlu mesut bahtiyar etsin” “kalkalım” dedi.
Kalktılar genç bayan, üç aylık yeni ruh eşinin yanına gitmeliydi, araçtan indiler sımsıkı sarıldılar ağlaşıyorlardı bırakmak istemiyorlardı, genç adam öptü gözlerinden, alnından ve dedi ki “sırtımı sıvazla”, genç bayan tekrardan sımsıkı sarılarak adamın sırtını sıvazladı teselli edercesine, ciğerleri perem perem dökülüyordu adamın, çünkü genç adam evliydi, başından beride hiç gizlememişti bunu, 5 yıllık birlikteliklerinde onu çok üzmüş çok ağlatmış her yanından ayrılışında sırtını sıvazlamıştı…;
Anılbey |