<%geçiş%> ruHNüvaz

ObenO

Her göz yağmurları çağırmaz. Her gönül aşk denizine dalamaz. Su ateşi söndürür. Marifet suyla ateşi birlikte taşıyabilmektir.

BAĞLANTILARIM

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* Video Ateş ve Su
* Video Ey Sevgili
* İslami Sorular
* Mevlana/ingilizce
* Kuran Fihristi
* Osmanlı sultanlr
* ESMAÜ'L HÜSNA
* TASAVVUF YOLU



KATEGORİLERİM

  • Makamlar ve Terapi
  • Ney HakkInda
  • Ney in Tarihcesi
  • Ney Ogrenirken
  • Ney Resimleri
  • Neyin Esrari
  • Neysiparis
  • ruHNuvaz
  • SIZI
  • T_A_S_A_V_V_U_F




















  • ..Bir değersiz külçe sanırsın kendini saklarken içinde koskoca alemi..

    Gönülgahım

     

    Aşkın aşığıyım ben!

    Delilik şanım!

    Şanıma nişandır kıblegâhım...

    Doğru yoldan ayırma Yâ Râb!

    Herdaim onundur gönülgâhım.

     

     

    Melekler yüreğinden öpsün


    Tarih: 00:05, 14/5/2008 Kategori: ruHNuvaz
    Yorum (8) | Yorum yaz | Bağlantı

    Hep Sevil

    ve ben
    sende hiçbir şeydim
    sen bende herşeyken
    canım
    yastığının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım
    kendine varlaşıp bana yoklaşan biri yapar seni
    ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine
    geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin
    ve sevgisizlik alır bir gün seni benden
    işte bu yüzden
    sen hep sevil
    hep sevil
    sevil…

     

    *************************************

     

    Bir ateşim yanarım, külüm yok dumanım yok

    Sen yoksan mekanım belli değil, zamanım yok.


    Tarih: 12:28, 5/5/2008 Kategori: SIZI
    Yorum (17) | Yorum yaz | Bağlantı

    Özledim ÖMRÜM

     


    Tarih: 16:40, 23/4/2008 Kategori: ruHNuvaz
    Yorum (27) | Yorum yaz | Bağlantı

    Vurda Öyle Git

     

    Vur Da Öyle Git

     

    Idam mahkumunun söz hakki vardir
    Bari son arzumu sor da öyle git
    Arinin çiçekte göz hakki vardir
    Bir buse içimi dur da öyle git

    Madem gidiyorsun bura son durak
    Ne adres ne mektup ne resim birak
    Kendinden bir parça, bir cisim birak
    Saçindan birkaç tel ver de öyle git

    Ardimdan bir damla yas dökeceksen
    Adimi andikça ah çekeceksen
    Kabrime bir gonca gül dikeceksen
    Ne olur yasatma vur da öyle git

    Hem yillarca oyna gönül sahnemde
    Hem perdeyi kapat en mutlu demde
    Sitem oklarina hedef sinemde
    Açtigin yarayi sar da öyle git

    Pismanlik duyar da dönersen geri
    Gel de gör askindan kalan eseri
    Seyret atesinin düstügü yeri
    Hasretin zulmünü gör de öyle git

    Ardimdan bir damla yas dökeceksen
    Adimi andikça ah çekeceksen
    Kabrime bir gonca gül dikeceksen
    Ne olur yasatma vur da öyle git

     

    Cemal Safi


    Tarih: 13:30, 19/4/2008 Kategori: SIZI
    Yorum (8) | Yorum yaz | Bağlantı

    Sırtımı Sıvazla

                                     

    Kırgın ayrılmışlardı, genç adam baktığı her şeyde onun adını gül yüzünü görür oldu çok seviyordu çünkü dile kolay beş yıla yakın leyla ve mecnunu kıskandırır muhabbetleri olmuştu. Yaklaşık üç ay olmuştu birbirlerini görmeyeli, bu zaman zarfında da içinde çok tuhaf eziklikler burukluklar oluşuyordu genç adamın, bir hafta sonu şiddetli bir rüzgar esmeye başladı adeta sökülüyor dökülüyordu her yer, içi tuhaflaştı, hayır olur inşallah dedi kendi kendine, ertesi sabah işine geldi, gelir gelmez birlikte çalıştığı arkadaşına; “O burada, bu belde de yakınımda kesinlikle burada” dedi, çok geçmedi yaklaşık iki saat sonra O nun burada olduğunun, önceki gün geldiğinin ve bir gün sonra döneceğinin haberi geldi genç adama, gözlerinin içi güldü, gönlü kabardıkça kabardı sığmadı sadrına. Bir şekilde görüşmeliydi O nunla, şartlar ve zeminler oluştu ve nihayet toprak toprağına kavuştu akşam saatlerinde, iki sininde yüreği coşuyordu, her zaman yaptıkları gibi birlikte gezdikleri keyif aldıkları yerlere gittiler, huzur parkında huzur buldular, birlikte dinledikleri müzikleri dinleyip anılarını tazelediler, aynı yerde balık yediler, tüm günü birlikte yaşayıp muhabbetlerini soludular, genç bayan daha önce hiç olmadığı bir şekilde muhabbet besliyor bir başka ilgileniyordu genç adamla,

     

    Bu durum genç adamı memnun etmişti ama O nun gözündeki zoraki mutlu olmak adına yaşamış olduğu huzursuzluğunda farkındaydı, vakit dolmuştu artık genç bayan dönmeliydi memleketine çalıştığı için işine yetişmeliydi. Çok ağrılı bir hastaya ağrı kesici verircesine bir günlük ağrısız sızısız geçirilen gün de son bulmuştu artık. Dipsiz kuyularda yuvarlanma vakti gelmişti yine,  Yolcu etti Onu genç adam ve düşüncelerle karmakarışık kafayla ayrıldı otogardan, yine ses soluk kesildi günlerce hiç haber yok, aslında dile gelmeyen soruların cevaplarını tahmin etmek pek zor olmasa da sevdiğinin ağzından duymak istiyordu, sormaya cesaret edemediğinden değil duymak istediklerini duyamayacağından dolayı endişe taşıyordu sevgi dolu yüreğinde.

     

    Aradan 15 gün geçti dayanamıyordu artık genç adam, akşam saati aradı “ben geliyorum” diye  alacağı cevabı biliyordu, “sevinirim ama bu aralar biraz sorunlar var, istersen ben sana gel deyince gelirsin” yok olmazdı ısrar etti genç adam “ben geleceğim” çünkü O genç adama hiç gel dememişti sonra da demeyecekti nasıl olsa, bunun üzerine genç bayan peki gel bakalım ama seninle fazla ilgilenemez isem kızma bana, genç adamın derdi kendisiyle ilgilenilmesi değildi ki onu uzaktan da olsa 5 dakika görebilmek gül cemaline bakabilmek ve duyması gerekeni duymaktı. genç adam aynı gece bayramı bekleyen çocuklar gibi uyuyamadı. Kalbi çırpınıyordu onu görecek sevdiğinin yakınında olabilcekti, Yola çıktı ve 3 saatlik bir yolculuktan sonra yârinin beldesine vardı, doğru O nun çalıştığı yere gitti, nihayet uzaktan da olsa toprak toprağına yine kavuştu, gözler gülüyordu 4 saate yakın uzaktan uzağa seyrettiler birbirlerini, o an ikisi de aynı şeyleri düşünüyorlardı “kendi memleketlerinde hasret çekmek yabancı olmak” genç adam gözlerini alamıyordu ondan, ama ona sıkıntı verip işinden olmasını da istemiyordu. vakit yaklaşmıştı genç bayanın mesaisi dolup gitmesi gerekecekti, yavaş yavaş sıkıntı basmıştı genç adamı yine yarin dilinde bir şey duyamamıştı onunda durmasının bir anlamı yoktu, O na yük olmayacak dediği gibi genç bayanı görüp döncekti ama eksik olan bir şeyler vardı, derken genç bayan oturalım mı bir yerlerde dedi, gölzerinin içi güldü adeta "canımın ta içisin sen" diye haykırası geldi,

     

    Tabiki gidelim oturalım, dedi genç adam, bir restoranta oturup karşılıklı yemek yediler.

    Genç bayan “ e anlat bakalım” dedi

    Genç adam “ ne alatayım ben seni dinlemeye geldim sen anlat” dedi

    Genç bayan “ ben ne anlatayım” dedi

    Genç adam “ anlatamadıklarını anlat!” dedi ve bir sessizlik hakim oldu, belli etmemeye çalışıyordu genç bayan ama kime nasıl belli etmeyecekti karşısında adeta kendisi olmuş kendisinin tüm sıfatlarına bürünmüş bir adam oturuyordu, yerinden doğruldu lavaboya gitti, geri döndüğünde başı iki ellerinin arasında bir adam buldu, adam başını doğrulttu gözlerinin içine baktı anlamıştı ipinin çekileceğini! genç bayan yerine oturur oturmaz bozdu suskunluğunu tek bir cümle ile “benim hayatımda biri var”… dedi, şimşekler çaktı, buz kesti, restoran genç adamın tepesine yıkıldı, nefesi durdu, yutkunamadı bile, 3-4 dakika sonra göz pınarlarından süzülen yaşlarla titreyen sesiyle sordu genç adam ne zamandır var? Üç aydır dedi genç bayan, yaşlar daha da artarak akmaya başladı genç adamın gözünden, genç bayan iki eliyle genç adamın yanaklarına ellerini koyup göz yaşlarını silerek ben seni çok seviyorum, sevdiğim tek insansın, seni sevdiğim gibi bir başkasını da asla sevemem bu böyle olmalı dedi, genç adam daha beter ağlamaya başladı, ağladı ağladı derin bir nefes alıp “Hay Allah” dedi kendini toparladı ve tekrar o gözlere bakarak “Allah’ım mutlu mesut bahtiyar etsin” “kalkalım” dedi.

     

    Kalktılar genç bayan, üç aylık yeni ruh eşinin yanına gitmeliydi, araçtan indiler sımsıkı sarıldılar ağlaşıyorlardı bırakmak istemiyorlardı, genç adam öptü gözlerinden, alnından ve dedi ki “sırtımı sıvazla”, genç bayan tekrardan sımsıkı sarılarak adamın sırtını sıvazladı teselli edercesine, ciğerleri perem perem dökülüyordu adamın, çünkü genç adam evliydi, başından beride hiç gizlememişti bunu, 5 yıllık birlikteliklerinde onu çok üzmüş çok ağlatmış her yanından ayrılışında sırtını sıvazlamıştı…;

                                                                                                             Anılbey


    Tarih: 14:45, 11/4/2008 Kategori: SIZI
    Yorum (25) | Yorum yaz | Bağlantı

    öyle işte

     

    Başlayıp bitenden ne kalır geriye
    geçmişe rehin bıraktığımız anılardan başka


    sesime yakışan sözler arıyorum
    adın geliyor aklıma
    bahanesi yok
    ağrısı ağıttır nihanın
    susmaz göğsümde mürg-i dil
    ey kayrasına sığındığım
    aç yatıyorum her gece sana

    asude çağlayanlar avazıma ağlar
    içimde her gün yeniden panayır matem
    her gün yeniden nefesimle buğulanmış kırılgan cam
    ne kadar saklar adını
    aşk’ı solumasam
    hangi bahar bırakmıştır ışığını
    aydınlattığı yüreklere
    hangi çiçek sonsuzdur sevenine

    desinler ki
    bir masaldı bitti
    kimsenin olamayacak kadar güzel
    bir masaldı bitti
    geride anılarla sevişen
    anlarla avunan köleleri kaldı hayatın
    ve geçip giden mutluluklardan emanet
    silinmez izi zamanın


    Tarih: 09:00, 10/4/2008 Kategori: ruHNuvaz
    Yorum (12) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->